Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

20 Mayıs 2012 Pazar

İstanbul-Edirne-Çanakkale-Bursa Gezisi

İSTANBUL
16-17 Mayıs gecesi yola çıktık. Sabah 5.30 gibi İstanbuldaydık. Eyyüp Sultan camiine gittik. Daha otobüsteyken ilk dikkatimi çeken kuşların minarelerin üzerinde daireler çizerek uçmaları oldu. Şaşkınlıkla etrafıma baktım herkesde şaşırmıştı. Hava karanlık ve caminin ışıklarının içinde uçuyorlardı. Sabah güneş doğarken ve akşam güneş batarken gurup halinde uçtuklarını görmüştüm ama karanlıkta yapay ışıkta uçtuklarına yeni görüyordum. Fotoğraf makinasınıda otobüste valizde unuttuk ve bu görüntüyü çekemedik. Eyüp Sultan küçük bir camiydi ve ziyaretçisi çoktu. Abdes alıp sabah namazını kıldık. Gün ışıdı ve caminin karşısındaki Sultan Sofrasında kahvaltı ettik. Kahvaltı mükemmeldi.
EDİRNE
   Sonra Edirneye doğru yola çıktık. Fotoğraf makinasını yanımıza aldık.
Büyük Çekmece gölünün yanından geçtik. Trakya hep düzlük ve yeşillikti. manzara güzeldi. Yolda bize yağmur eşlik etti.
Edirne sultanlar şehri, her mahallesindetarihi bir küçük cami var. Her kavşakta güzel heykelleri var.
                                  Yeşilliklerin ortasında bir nehir geçiyor ve sınır kabul ediliyor.
                                                 Bayrağın arkası Yunanistan.
Sınır şehrimiz Edirne. Yunanlılar Türkiyeye rahatlıkla girip alışveriş edip gidiyorlar. Türkler bu rahatlıkla gidip gelemiyorlarmış. Pasaport isteniyormuş ve gidip gelmezse diye sıkı tutuluyormuş.
Edirnenin en yüksek tepesi 104 metre imiş. Rehberimiz Yener bey bizi bir tepeye çıkardı. Bu tepede şehrin savunmasında kullanılan Tabya'lar var. Tabya yerin altına yapılmış tüneller ve odalardan oluşan bir yapı. Çatılar toprak ve çimenlerle kamufle edilmiş.
                                                           Şükrü Paşanın vasiyeti
....
                                Tabyaların içi. Askerlerin plan yaptıkları çalıştıkları yerler.
                                                                    yemek listesi
                                                                   tüfekler, kaplar
                                                                        lambalar
                                      Yaralı askerleri temsil eden mankenler
                                             Edirne kuşatmasında Şükrü paşanın duyguları
                          Tabyalar arasındada heykellerle savaş hali anlatılmaya çalışılmış.
                                                        Savaş araçları sergileniyor
                                                           Dolap, masa, sandalye
                                                                   Tabyanın tavanı
                                            Şükrü Paşanın vasiyetini içeriyede koymuşlar

                                                                         tüneller
                  Kuşatmada buğday bitince buğdaya benzeyen kumla ekmek yapmışlar.
                                                                   Tabyanın girişi
                                       Tabyaların üstü toprak ve çimenle kamufle edilmiş.
                                                       Daha sonrs Sağlık Müzesini gezdik.
                                       Şimdinin tıp fakültesi gibi, hem hasta bakılıyor, hem öğrenci yetiştiriliyor.

 ...
                                                        Öğrenci odası
                                            Hastaların kaldığı odalar
                                                         Beli çekilen bir hasta
 daha çok resim var yüklenecek yarına devam ederim.
...

...
 ....


                                                     Tıp Medresesi
 Delilerin içine şeytan kaçmıştır diye hastaların yakıldığı bir devirde osmanlı onları su sesi, müzik ve elsanatları ile tedavi ediyormuş.
                                                      Hastalar el işleri ile iyileştiriliyor
                                                Girişte bekleyen bir hasta
                                          Tedavide kullanılan müzik aletleri






13 Mayıs 2012 Pazar

Annem Annem

                      Canım annem anneler günün kutlu olsun. Uzaktada olsan iyiki varsın.
                                        1963 yılında çektirdikleri portreleri. Babam-Annem

                                                      Bütün çiçekler senin olsun
                                             Bütün güzellikler, sağlık, mutluluk seninle olsun.

İzzet Baysal Şenlikleri

Her sene mayıs ayının ikinci haftasında Bolunun manevi babası İzzet Baysal için şenlikler yapılır. İzzet Baysal yerli üretimin Türkiyede başlatıp, o günün şartlarına göre zorluklara göğüs gerip geliştiren iş adamlarından biridir. Daha sonra kazancının Bolu halkıyla paylaşılması için vakıf kurup Boluyu tekrar dizayn etmiştir. Sağlık ocakları, okullar, hastahaneler, en önemlisi şehrimize bir Üniversite kazandırmıştır. 130 tane eseri vardır.  Vakıf aracılığı ile yardımları devam etmektedir. Kendisini görme şerefine ermiş ama o zamanki çekingenliğim nedeniylede yanına yanaşıp resim çektirmediğim içinde çok üzülmüşümdür. Halbuki çok sevecen insanları, çocukları çok seven bir kişiydi. Şimdi bu mümkün değil. Çünkü Allahın rahmetime kavuşmuştu.
    İzzet Baysal şenliklerinde Yürüyüşler yapılır, sergiler açılır, konserler verilir, okullar, işyerleri, ilçeler sergiler hazırlayıp sene içi çalışmalarını sergiler tanıtımlar yaparlar. Şenlik bir hafta sürer.
Okulumuzun standını hazırlayan arkadaşlar ve öğrenciler. Sabahın erken saatinde başlar hazırlık.
 Standımızın hazırlanmış hali, Teknoloji Tasarım, resim, matematik, fen projelerinin sergileri
Bu sene tesadüf sanat merkezinin kapısına okulun standının yeri denk gelmiş. Benim için büyük kolaylık oldu. Bir okul standında bir sanat merkezindeydim.
Akadaşlar sergi açılışını beklerken. Hocamızında tablolarının bulunduğu karma sergi açılışını yaptık. Bu ayrı bir post konusu olur.
 Hazırlıklar bittikten sonra şehrin ileri gelenleri standlarımızı gezdi. İzzet Baysalın yeğeni Ahmet Baysal, Vali, Belediye başkanı,İş adamları vb.
 Beden Eğitimi öğretmeni Mehmet Beyin çalıştırdığı öğrenciler gösteri yaparken
                                 Okulumuzun öğrencileri folklor gösterilerini sunarken
                                                       Sanat merkezinden görünüş.
Daha sonra bizde diğer okulların standlarını gezdik. Çok ilginç projeler vardı ama ben ilgimi çekenleri fotoğrafladım.
 İki şemsiye birleştirilmiş. Tek taşıma kolu yapılmış. Öğretmen arkadaşlara konu mankenliği yaptırdık, projeyi yapan öğrencinin adını almadığıma üzüldüm.
                                 İzzet babamızın resmi, Kız kulesi, kütükev dikkatimi çekti
                                 Atatürkümüzün yağlı boya resmini 8. sınıf öğrencisi yapmış.
                                     Siyah ve beyaz pullarla oluşturulmuş Atatürk portreleri...
                                     Pulun ortasından toplu iğne geçirilip strafora sabitleniyor.
 Senmisin benmi projesi;Ayna şeritleri boşluk bırakılarak çerçevelenmiş. Aynanın arkasındaki arkadaşlarımla önündeki benin görüntüleri karışmış.
                                              Bu ahşap işler çivi kullanılmadan yapılmış.
                               Bolunun yöresel kıyafetleri kitre ile yapılan bebekler üzerinde.
                                            Kitre ile yapılmış eşeğine odun yükleyen adam
 ...
                                                             Hamur açan kadınlar
                                                               Bolu aşçıları ünlüdür
 ...
                          Daha sonra kursa gittim ve Yağmuda ıslana köpeklerimi bitirdim.
                                    Eve getirirkende yağmur yağıyordu bir daha ıslandılar.

 Akşamda Bolu Kalkınma ve Tanıtma Vakfının sunduğu İzzet Baysalı Anma Konserine gittim.
                                                   Arkadaşım Nilgün'de korodaydı.
 Şef Ayşegül hanımda çok zarif ve cana yakın tavırlarıyla ara ara seyirciyide yöneterek şarkı söylemedeki cesaretlendirmesi ile çok sevildi. 7 yaşındaki kızı Betül'ün söylediği Memleketim şarkısıda geceye damgasını vurdu.
 Korist Tuğrulda güçlü sesi, notalara hakimiyeti ve müthiş ciğer kapasitesi ile çoook alkış aldı.
 Zarif arkadaşım Nilgün'de muhteşemdi. İnce bir bayan olmasına rağmen resimde kilolu gibi çıkmış.
 Kilolu olan ben oralara çıksam nasıl dururum acaba. Koroya katılmak istiyorum ama onların performansının yanından bile geçemem ben.
    Şarkılarla mest olduk. Alkışlamaktan ve tempo tutmaktan ellerimiz yoruldu. Bu muhteşem gece için teşekkür ederim. İzzet Baba ruhun şadolsun.

5 Mayıs 2012 Cumartesi

Bu hafta

Geziden sonra ayak ağrıları çektim. Bir hafta geçmesine rağmen anca geçti. Tez elden zayıflamam lazım...
 Yeni bir tabloya başlamıştım. Biraz ortaya çıkmadan resmini çekmeyeyim dedim.
Tablo daha bitmedi. Bir oturumluk işi daha var. Koyu tonları ve ince ayrıntıları yapılacak.
                                                       Yağmur yağdırılacak vs vs
Fotoğrafçılık kursu açılıyor mayısın ortasında. Günler uzadı. Yazılmayı düşünüyorum. Çektiğim resimlerin tablosunu yaparım, ne güzel olur.
    Nisan ortalarında yeşerdi buralar. Ağaçlar yemyeşil oldular. Manzaram kar beyazından bahar yeşiline döndü. Havalarda ısındı. Özlemişim yaz ayanı, sıcak havayı.