Resim kursumuz başladı. Ressam olduklarını kabul etmeyen(daha olamadık 9 fırın ekmek yememiz lazım diyen) arkadaşlarla gün kurduk.
Kardeşim Mantı da buluştuk. Teyze kızı Nerminim de gelmişti.
Mantı yeyip kalkmak şartıyla günümüze geldi. Hem arkadaşlarımı hem de mantıcıyı çok sevdi ve
Oturduk. Sohbet muhabbet ettik. Nermin mekanın resimlerini çekti.
Eskinin eşyaları ile döşenmiş alt katın resimlerini tek tek çekti.
Nostalji yaşattılar bize. Her bir eşyayı inceledik.(Çocukluğumda Bizim evde de böyle sedir vardı)
Çocukluğumuzdaki eşyaları hatırladık.
Eski ayaklı dikiş makinaları, nakışlar dekor olmuş.
Eskinin büfe leri. Biz bunlara büfe derdik, şimdi ne diyorlar bilmem.
Avizeler sepet örgü yapılmış. Bakır ibrik leğen duvara asılmış.
Merdiven duvarlarına asılmış plaklar.
Üst kat modern döşenmiş.
Mantının üstüne çay içtik. Nermin kahve canavarı. Kahvesi yonca çiçekli geldi.
Çıkışa da oluklar yapmışlar Çok ilginçti. Testinin içinden su akıyor. Nerminin bir pozunu yakaladım böyle...
‘Sevdiğin her şeyi er ya da geç kaybedeceksin, ama sonunda sevgi başka bir surette geri dönecek.’ Kafka
Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı
28 Ekim 2013 Pazartesi
25 Ekim 2013 Cuma
Paris Sokakları
Bayramdan önce kızımın istediği tabloyu bitirdim. Bayramda geleceği için bir haftada yani üç oturum da bitirdim.60 x 80 tuval üzeri yağlı boya siyah beyaz ve kırmızı çalıştım. Yine siyahı az lacivert, çok kahverengi ve kırmızı renklerini karıştırarak elde ettim.
Kızım evini siyah, beyaz ve kırmız renklerinde döşediği için bu tabloları istedi. Hocamız da sipariş sipariş diye diye yaptım tabloyu. Önce ki yaptığım aynı boyuttaki Eyfel kuleli tabloyla yan yana resmini çekmiş göndermiş canım benim.
Şimdi sırada 50x25 tuval üzeri yağlı boya 2 tablo siparişi var kızımın. Bakalım ne zamana çıkar. Herkeze iyi günler.
Kızım evini siyah, beyaz ve kırmız renklerinde döşediği için bu tabloları istedi. Hocamız da sipariş sipariş diye diye yaptım tabloyu. Önce ki yaptığım aynı boyuttaki Eyfel kuleli tabloyla yan yana resmini çekmiş göndermiş canım benim.
Şimdi sırada 50x25 tuval üzeri yağlı boya 2 tablo siparişi var kızımın. Bakalım ne zamana çıkar. Herkeze iyi günler.
16 Ekim 2013 Çarşamba
6 Ekim 2013 Pazar
Zonguldak Gezisi
Bu hafta sonu Zonguldaka gittik. Zonguldak' hiç görmemiştim.
Sisli, puslu, yağmurlu, soğuk bir hava da yolculuk yaptık.
Hava kapalı olduğu için manzara tam görünmüyordu ama yinede güzeldi.
Zonguldak'ın tepelerine çıktık şehre yukarıdan baktık.
Arabadan resimler çektik. Zonguldak çok sulak bir şehir. Yolda giderken dağların çok ağaçlı ama heyelan tehlikesinin çok yüksek olduğunu gördük.Sular bir yerde toplanıp akmak yerine yüzeye yayılmış akıyor.
Bu kuleler kömür yıkama kuleleriymiş. Madenden çıkar çıkmaz satılmazmış, işlemden geçiriliyormuş kömür.
Yerin 10 metre altından kömür damarları başlıyormuş.Üstelik kalorisi ve kalitesi yüksek kömürmüş. Kozludan Kandilliye kadar çok geniş bir alanın altında kömür damarları varmış. Aslında Zonguldak şehrinin bulunduğu yere kurulmaması gerekiyormuş. Çünkü altındaki kömür çıkarılamıyormuş.Jeolojik yapı bozukmuş ve denizin içide dışı gibiyniş. Kömür damarları 60 derece açıyla denizin içinde ilerliyormuş.
1840 lı yıllardan beri Zonguldak ta kömür işleniyormuş. Kömürü o zamanlar Fransızlar çıkarıyor işliyorlarmış. İkinci dünya savaşında ülkeleri geri çağırınca yarısı mal varlığını satmış, yarısı da bırakıp gitmiş.
Eskide kömür daha çok buharlı gemilerde buhar elde etmek için kullanılırmış. Bahriyelilerin kullanımındaymış ve onlarda daha iyi randıman almak için Fransız ve İtalyanları çağırmışlar. Tek tek çalışmak yarine şirketleşmişler.
Kozlu'ya giderken yolda kömür işleme kulelerine rastladık.
Tepelere işçilerin ve yöneticilerin oturacakları evler yapılmış, Madene inecek işçilerin yediği, içtiği ve dinlenmesi kontrol altındaymış eskiden. Şimdi kontrol yokmuş.
Eskiden yapılan evler de Fransızların ve İtalyanların evleri var. Stilleri değişik.
Uzun Mehmet ocağını gezdik. Ama kuyulara inmedik.
Kömür ocağına tırmanıştayız.
Kömürlerin silo'ya taşındığı kabinler.
Raylar, vagonlar. Madende üçyüz kişi çalışıyor ve tonlarca kömür çıkarıyorlar.
İşçiler aşağıda 5 saat kalıyorlarmış. Daha fazla kalmıyorlarmış.
Eskiden araziye göre yapılmış evler korunuyor ve kullanılıyor.
Dönüş yolunda bir restorana uğradık. Kabak tatlısı ve çay aldık. Fotoğraf çekeceğim çok yeri vardı ama arkadaşları bekletmemek için sadece bu kareyi çekebildim. Kavanozlarda kabak tatlıları var.
Sisli, puslu, yağmurlu, soğuk bir hava da yolculuk yaptık.
Hava kapalı olduğu için manzara tam görünmüyordu ama yinede güzeldi.
Zonguldak'ın tepelerine çıktık şehre yukarıdan baktık.
Arabadan resimler çektik. Zonguldak çok sulak bir şehir. Yolda giderken dağların çok ağaçlı ama heyelan tehlikesinin çok yüksek olduğunu gördük.Sular bir yerde toplanıp akmak yerine yüzeye yayılmış akıyor.
Yerin 10 metre altından kömür damarları başlıyormuş.Üstelik kalorisi ve kalitesi yüksek kömürmüş. Kozludan Kandilliye kadar çok geniş bir alanın altında kömür damarları varmış. Aslında Zonguldak şehrinin bulunduğu yere kurulmaması gerekiyormuş. Çünkü altındaki kömür çıkarılamıyormuş.Jeolojik yapı bozukmuş ve denizin içide dışı gibiyniş. Kömür damarları 60 derece açıyla denizin içinde ilerliyormuş.
1840 lı yıllardan beri Zonguldak ta kömür işleniyormuş. Kömürü o zamanlar Fransızlar çıkarıyor işliyorlarmış. İkinci dünya savaşında ülkeleri geri çağırınca yarısı mal varlığını satmış, yarısı da bırakıp gitmiş.
Eskide kömür daha çok buharlı gemilerde buhar elde etmek için kullanılırmış. Bahriyelilerin kullanımındaymış ve onlarda daha iyi randıman almak için Fransız ve İtalyanları çağırmışlar. Tek tek çalışmak yarine şirketleşmişler.
Kozlu'ya giderken yolda kömür işleme kulelerine rastladık.
Tepelere işçilerin ve yöneticilerin oturacakları evler yapılmış, Madene inecek işçilerin yediği, içtiği ve dinlenmesi kontrol altındaymış eskiden. Şimdi kontrol yokmuş.
Eskiden yapılan evler de Fransızların ve İtalyanların evleri var. Stilleri değişik.
Uzun Mehmet ocağını gezdik. Ama kuyulara inmedik.
Kömür ocağına tırmanıştayız.
Kömürlerin silo'ya taşındığı kabinler.
Raylar, vagonlar. Madende üçyüz kişi çalışıyor ve tonlarca kömür çıkarıyorlar.
İşçiler aşağıda 5 saat kalıyorlarmış. Daha fazla kalmıyorlarmış.
Eskiden araziye göre yapılmış evler korunuyor ve kullanılıyor.
Dönüş yolunda bir restorana uğradık. Kabak tatlısı ve çay aldık. Fotoğraf çekeceğim çok yeri vardı ama arkadaşları bekletmemek için sadece bu kareyi çekebildim. Kavanozlarda kabak tatlıları var.
3 Ekim 2013 Perşembe
Bloğum 2 yaşında
Benim ve bloğumun doğum günü. Bloğum iki yaşında. Ben Ellili yaşların ikinci yarısındayım.
Ne zaman geçti bu yıllar anlayamıyorum. Zaman su gibi akıp gidiyor diyorlar ya doğruymuş. Daha dün doğmuş gibiyim ama altmışa merdiven dayadık. Gönlüm mü onbeş yaşında.
*********************************
Yukarda ki satırları gündüz yazmıştım. Gün boyunca sevdiklerim aradılar. Arkadaşlarım feysden kutladılar.
Akşamda eşimle dışarı çıktık. Karşılıklı güzel bir yemek yedik. Sonra pasta geldi. Çocuklar gibi sevindim. Pastamın üzerinde "İYİ Kİ VARSIN" yazıyordu.
Çok mutlu oldum.
Pasta öncesi yemeğimiz.
Ablamdan gelen hediye elbisem.
Ne zaman geçti bu yıllar anlayamıyorum. Zaman su gibi akıp gidiyor diyorlar ya doğruymuş. Daha dün doğmuş gibiyim ama altmışa merdiven dayadık. Gönlüm mü onbeş yaşında.
*********************************
Yukarda ki satırları gündüz yazmıştım. Gün boyunca sevdiklerim aradılar. Arkadaşlarım feysden kutladılar.
Akşamda eşimle dışarı çıktık. Karşılıklı güzel bir yemek yedik. Sonra pasta geldi. Çocuklar gibi sevindim. Pastamın üzerinde "İYİ Kİ VARSIN" yazıyordu.
Çok mutlu oldum.
Ablamdan gelen hediye elbisem.
1 Ekim 2013 Salı
Karanlık
İçim sıkılıyor. Her şey değişiyor. Kötüye gidiyoruz çoğunluk farkında değil. Resimdeki gibi aydınlığa gitmek istiyorum hep beraber.
Resimler tumblr dan alıntı.
Resimler tumblr dan alıntı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)























































