Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

17 Eylül 2013 Salı

Resim Sergimiz-Eylül 2013

Bu sene Atölye Sak üyeleri karma sergimizi bu gün akşam açtık.İstanbul Ankara otobanı üzerindeki Bolu Highway de Art Sanat Galerisinde açıldı sergimiz. Yine yerimiz dar olduğu ve üyelerimiz çok olduğu için az eserle katıldık. Ben ve arkadaşlarım en fazla üç tabloyla katıldık sergiye, Tablolarımız geçen yıl yapılmış ve sergilenmemiş olacaktı. Açılışa vali yardımcımız, Kent konseyi başkanımız arkadaşlarımız katıldı. Her zaman ki gibi yine kimse gelmeyecek telaşesine düştük ama açılışımız kalabalık oldu. Tatlı bir yorgunluk duyduk.
  Segimiz 30 Eylüle kadar açık. Yolu düşenleri bekleriz efendim.
                                        Benim yaptığım tablolar...
                                              Galerinin genel görünümü
                                       Hazırlık bitince kimseler gelmeden galeriyi çektik.

                        




                                              Bir sergi açılışı heyecanını da böylece atlattık.

15 Eylül 2013 Pazar

Tekrar İstanbul.

Dün İstanbul'a gittik. Emekli müzik öğretmeni arkadaşım, aynı zamanda komşum Müyesser hanımın kızı Seda'nın düğünü vardı. Oğlumda hazırlık sınavını geçti ve hem kendine hem bize bir yıl kazandırdı, Hemde oğlumu ve kızımı bir daha görmüş oldum. Ağlayarak döndüğüm İstanbula gülerek gittim. Dönerkende ağlamadım. Onlar artık kendilerine yeni hayatlar kuracaklar ve alıştıkları gibi yaşayacaklar.
 Düğün boğazda Anadolu yakasında Yakamoz Düğün salonunda yapıldı. Bir yanda Kuleli Askeri lisesinin ışıklandırılmış manzarası, diğer yanda boğaz köprüsünün ışıklandırılmış manzarası güzeldi. Arkadaşım Müyesser Saçı, makyajı tavırları ile harukulade idi. Gelin Seda da çok güzeldi. Allah mutluluklarını daim etsin.
 Cumartesi gece çocuklarda kalıp pazar günü öğleden sonra döndük. Giderken yanımızda bir sürü şey götürmüşüz.Ben poaça, patatesli mercimekli börek yaptım. Oğlumun kalan kışlıklarını topladık götürdük. Düğünde giyeceklerimiz, günlük giyecekler derken bir sürü yükümüz oldu. Kızımında burnu akıyordu hastalık başlangıcı vardı. Aklım onda kaldı. Eşimle oğlum iki ayakkabı dolabını monte ettiler.
 Sabah kahvaltıyı sıkı yapmıştık. Dönüş yolunda şuraya mı buraya mı girelim derken akşam oldu. Ve Bolu dağındaki İsmailin Yerine girmeye karar verdik. Manzara resimleri oradan çekildi. Bolu Dağının güzelliğini unutmuşuz. Otoban açılınca trafiği azaldı dağın. Ama yinede müşterisi çoktu. Et ürünleri ağırlıklı yemekleri de çok lezzetliydi.
Döndükten sonra Fransadan tatile gelen Görümcemin Kayın biraderi ve eşini görmeye görümceme çıktık. Onlarla hoş sohbetler ettik. İyi ki hemen gitmişiz ziyaretlerine, akşama dönüyorlarmış. Onlara da iyi yolculuklar diyorum.

8 Eylül 2013 Pazar

Abant Gökdere

Bu gün görümcemlerle Abant Gökdere'ye gittik.
 Güzel bir kahvaltı ve güzel sohbetler ettik.
 Kahvaltılıkları ye ye bitiremedik.
 Yeğenim gezdi durdu. biz yaşlılar oturup sohbetimize devam ettik.
 Abant gölünde kahvemizi içtik.
 Dönüş yolunda Abant manzaraları çektim arabadan.
 Oğlum, kızım da yanımızda olsaydı ne güzel olurdu. Bayrama artık.




6 Eylül 2013 Cuma

Paramparça tüm aynalar

http://www.youtube.com/watch?v=hji-NLK1W6Q


İçimde kırık aynalar , kan revan 
şarkıdan duyduğum hatırladığım sözcükler bunlar. İki gündür arıyorum melodisi aklımda ama sözleri toparlayamadım. Sonunda buldum Grup 84 söylüyormuş. Çok da güzel söylemiş.

KENDİME YALAN SÖYLEDİM

Terk edilmiş bir şehrin ortasındayım,
Altım çamur üstüm yağmur ama bak burdayım,
Bazı şeyler kaybetmeden sevilmiyor,
Bedenim burda fakat ruhum kabul etmiyor.

Kendime yalan söyledim
Yalnızım bunu ben istedim
Paramparça bütün aynalar
İçim de kan revan birisi var...,:(

Yaşadığım ne varsa ben seçtim ben istedim
Artık sabah uyandığım ses annem değil
Bazı şeyler kaybetmeden fark edilmiyor
 Bedenim burda fakat ruhum kabul etmiyor

Kendime yalan söyledim
Yalnızım bunu ben istedim
Paramparça bütün aynalar
İçim de kan revan birisi var...,:(

Ser verip sır vermedim
Cesaret ister böyle itiraflar
Söylemesi zor
Tek korkum bu kadar


Kendime yalan söyledim
Yalnızım bunu ben istedim
Paramparça bütün aynalar
İçim de kan revan birisi var...,:(


SeksenDört (2011) - 05. Kendime Yalan Söyledim

5 Eylül 2013 Perşembe

Oğlum üniversiteyi kazanınca hazırlıklar yapıldı. Gideceği son güne kadar gitmeyecek de hep bizimle kalacakmış sandım. Gittiğimiz bir düğünde üşütünce grip oldum ve hep yattım. Oğlum hazırlıkları babası ile tamamladı. Tabi ki kirlileri ben yıkadım, ütüledim. Babasına "valiz yerleştirmede zorlanıyor" demem yetti. Gece saat bire kadar valiz yerleştirdiler, bilgisayarı söktüler, kutuladılar, ıvır zıvır bir şeyleri kapıya yığdılar. Erkek erkeğe hallettiler. Ben hastalıktan yattım.
   Sabah 4.30 da kalkalım dediler. Uykunun en tatlı zamanı, kazaların en çok olduğu saat. Hele bi yatalım da dedik. Ama uyuyamadık. Oğlum gezindi durdu eksiklerini tamamladı.
                                                   (Bu sonuca gelmek iki günümüzü aldı).
Sabah 5 de kalkıp arabaları yükledik. Ben "oğluşumun arabasıyla gidip kocişimin arabasıyla döneceğim" dedim. Amacım oğlumla biraz daha fazla zaman geçirmekti. Önce eşim önde  biz arkada gittik. Sonra oğlum önde eşim arkadan geldi. Hem oğluma da uzun yol tecrübesi oldu. Oğlum kızımın yanında kalacağı için onun evine gittik. . Kayıtların birinci günü çok kalabalık olur diye ikinci gün gelmiştik.Kızım "hiç yukarı çıkmadan doğru üniversiteye gidelim" dedi İyi ki demiş bir gittik ki her yer dolu. Park edecek yer yok. Sıra numarası aldık 506, o da yarın için dediler. Bu gün git yarın gel. Kayıtların ikinci günü bile çok kalabalıktı.
Gelmişken servis işini soralım dedik. Arabamı servismi ucuza gelecek hesap yapacağız. Baktım bir köşede çay meşrubat kuru pasta isteyen alıyor. para ödenecek bir yerde yok. Dönüş de eşimle birer çay içtik, kuru pasta yedik. Servis parası benzin parasıyla yakın geldi. Sanırım servis aracını kullanmaz. 
 Kızımın evine geldik. Oğlumun eşyalarını çıkardık. Onlar çalışırken ben de mutfağa girdim. Patlıcan kavurması yaptım. Kızım da güzeeel bir pirinç pilavı yaptı. Kızım diye demiyorum yemekleri güzel yapar. Bana değmeyen anane, teyze eli ona değmiş. Babanne eli de değmiş. Güzel yapıyor işte. Vakit geçirmek için kızımın kitaplarından seçtim. "Kendine bakma Kitabı- Cem Mumcu" yazmış. Kitaba bakıyorsun kendini görüyorsun. Kapağında ayna gibi bir şey var. Kitaba başladım sardı beni. aldım geldim tabi, devamı evde okunacak.
 Eşim akşam sizi balıkçıya götüreyim dedi. Gittik. Kılçıkları ayıklanmış palamut yedik. Kılçıktan en çok korkan benim,en çok kılçık benim balığım da  çıktı.Diğerlerin de çıkmadı. "yoksa yutuyormusunuz siz kılçıkları" dedim. Çok güzel bir akşamdı. Çekirdek ailemiz bir aradaydı. Yedik, içtik eve döndük.
   Ertesi gün sabah kızım işine gitti. Ben kalktım çayı koydum. Izgarayı gördüm. Ekmeği peyniri de gördüm.
Dolapta domates aradım bulamadım oturdum. Sonra tekrar baktım buldum. Hemen domatesli peynirli tost yaptım. Çayla yedik, çıktık. Eşim tirit tiril giyindi, kravatını da taktı. "nasıl olmuşum" diye oğluma sordu. Baktım çok şık olmuştu. Ama oğlum "kayıt için bu kadar şık olmaya gerek yok" dedi. Eşim de kravatı çıkardı. Kayıtların üçüncü gününde de çok kalabalıktı. 1 den 500 e kadar kapalı spor salonuna almışlar, diğerleri beklemede. bizim numara yakın ama dışarda bekliyoruz. sabah 9 da gittik 11 de içeri girdik. Eşim streslendi. Ben tok olduğum halde gittim açık büfeden kuru pasta, minik pizza çay aldım. Kuru ve taze meyveler de vardı ama hiç bakmadım onlara. Yani oğlanda heyecan yok bizde ise çoktu. Biz sanki hiç sıra gelmeyecekmiş gibi davranıyorduk. Oysa daha geleli ne kadar oldu ki diyordu.
  Sonunda ilk resimde ki an gerçekleşti. Kayıt yapılırken hatıra olsun diye resimlerini çektim.
Kayıttan sonra rahatlamış olarak eve döndük. Sitenin içindeki restoranda öğle yemeği yedik ve biraz dinlendikten sonra eşim gidelim dedi. Ben gitmeyeliiiiiim dedim. Oğlum eninde sonunda gideceksiniz dedi.
Oğlumu ablasına bıraktık ve çıktık. Daha sitenin önünden ayrılmadan ben ağlamaya başladım çünkü arabanın radyosunda çalan hafif müzikte "içimde kırık aynalar, içim kanıyor" gibi sözleri olan bir şarkı çalıyordu ve tam da şimdi çalıyordu. Normalde olsa böyle kanlı hüzünlü parçayı dinlemem ama şimdi benim nefesimi kesecek kadar ağlatan bir parça olmuştu. Yaşlar gözümden boynuma hücum ettiler. nefes almakta bile zorlandım. Bir yandan da eşimi etkilemek istemiyordum. O benden de duygusaldır ama erkekliğe bişey sürdürmez. Duygularını belli etmez. Şarkı bitinceye kadar sessiz sessiz ağladım. Şarkı bittikten sonra kendime hakim oldum. Kızımın yanında, iki çocuğum bir arada. Biri okuyor biri çalışıyor. Daha ne istiyorsun sakin ol dedim kendime. Bir yandan da iki çocuğumu da İstanbul'a kaptırdım dedim. Okumaya gitti gider dedim. Kaldık köroğlu eyvaz dedim. dedim de dedim.  O şarkıyı bir erkek söylüyordu. bir daha duysam kaydedeceğim.
 Yol boyunca yağmur yağıyordu ve önümüzde sürekli gök kuşağı vardı.
 Gök kuşağının altından geçilmezmiş. O kadar dikkat ettim, Biz yaklaştıkça gök kuşağı da geri gidiyordu. Aslında görüş açımız değiştiği için altından geçtiğimiz gök kuşağını göremiyorduk. ilerde kini görüyorduk.
 Yani gökkuşağı tünelinden geçtik. Sadece bize açısı doğru olanı görüyorduk.
 Eve geldik. Eşim bakkala uğradı. Ben oğluma telefon ettim geldik diye. Oğlum "ev hafiflemiş mi anne" dedi. Ben hafiflemiş sen yoksun dedim. Kapattım. Haydaaa bir daha ağlamak tuttu beni. Eşim geldi "Öldümü de ağlıyorsun seninle işimiz var" dedi. Masadaki sandalyesi boş. Salonda çıkardığı giysiler... her şey beni ağlatıyor.
İyi ki emekli olmadım. iki çocuğum da yanım da değil. evin için de kafayı yerdim. Annem de bizim arkamızdan çok ağlamış. Onu aradım konuştum. " sen giidince ben hala ağlıyorum" dedi.
 Sanırım çabuk toparlarım. Daha dün bir bu gün iki...


31 Ağustos 2013 Cumartesi

Gümüldür- Ağustos2013

Ramazandan sonra ikinci kez Gümüldüre gittim. İlk gittiğimde az kalmıştım. Eşimle tekrar gelecektik. Eşimin işlerinin yoğunluğu nedeniyle ben tek gittim.
 Oraya varma günümü bir gün geç söyledim. Çünkü beni beklerken telaşlanıp uyumuyorlar.
 Onun için börekler benim yanımda yapıldı. Bende resimlerini çekebildim. Bütünü tepsi böreği oldu.
 Yarı döşenen tava böreği oldu. Annem unu suyla karıp hamur yapıyor. Aralara yumurtalı yağ gezdiriyor.
 Annemin klasiği börekli kahvaltımızı ettik. Babam beni bir gün önce görünce anneme bağırarak "hani pazar gün gelecekti" dedi. Ben de "annem öyle biliyordu sürpriz yaptım" dedim.
 Babam bizlere değilde anneme hep bağırarak konuşur. İltifatları bile negatif kelimelerden oluşur. Yıllardır bu huyundan vazgeçirmeye çalıştık. Biz eski zaman adamıyız, Biz öyle alıştık gibi laflarla geçiştirdi. Bu yıl aklıma geldi şöyle dedim babama "baba anneme söylediğin her negatif kelime bize söylenmiş oluyor. Biz de eşimizden böyle negatif kelimeler duyunca yadırgamıyor boyun eğiyoruz. Eşimiz seni örnek alıyor 'baban da böyle yapıyor' diyor. Yani sen annemle birlikte bizi küçümsemiş oluyorsun". Babam "biz böyle mutluyuz alışığız" dedi. Ama annemin yüzünden mutluluk okunmuyordu. Sadece yorulmuş ve karşı çıkarsa kavga olur diye susmuştu. Babam düzelme emareleri gösterdi. Söylediği kelimelerin negatifliğini fark ettirdik. onların yerine pozitif kelimeler bulup kullanmasını sağladık. Biz varken her şey güzel gidiyordu. Biz gidince eski haline dönerse diye korktum ve şöyle dedim "baba biz yokken de pozitif konuş çünkü delta frekansları ile beyinden beyine iletişim var ve senin negatif konuşman bizi etkiler" dedim ve babam haydaaa dedi. Olumlu gelişmeleri gözlemledim
   Ablam ve babam. Aynı pozu benimle çekti ablam ama kafalarımız çıkmamış, güneşte ekran görünmüyordu, kararına çektik. Bu poz güzel çıkmış.
Ablama çocukluk arkadaşlarımız geldi beni görmeye. Onlar kışın gün kurmuşlar her ay görüşüyorlar. Tam bir nostalji ve duygu yoğunluğu oldu. Herkes çocukluğumdaki gibiydi az değişikliklerle. Bense çoook kilo almışım.
Bu kiloların üzerine birde ablamın komşusu Zekiye hanımın yaptığı tire usulü akıtma yedik. Tadı damağımda kaldı.
Bahçesindeki kudret narları kendiliğinden çıkmıştı. Daha sonra bu kudretnarları dalında yarıldı ve içindeki çekirdekleri görüldü. Babam istedi Zekiye hanımda olgunlaşan kudretnarlarını ablama verdi. has zeytinyağına yatırıp kavanoza konacak.
 Bir yandan da kalacağım süre içinde kışlık tarhana yaptık azıcık.Egenin tarhanası kırmızı olur. Bolunun ki beyaz olur. Ben ege tarhanasını daha çok seviyorum. Geçen yıl ablam bir kavanoz vermişti tadı damağımda kaldı. Bu yıl da yapalım dedim.
                                                  Robottan geçen tarhana elenirken
                                             Annem tarhanayı denetlerken
           Anneme haldır haldır kışlık etek parçaları ördüm. Ablamda yardım etti. 4 parça ördüm. Bel kemerini de ördük. Dikmesini annem ben yaparım dedi. Parçaları ütüleyip birleştirecekmiş. 4düz 4 tersten örülünce 100 ilmek daracık bir görüntü verdi.Akordiyon gibi açılıyor parçalar.
                    Sabahları öğleye kadar denize girdik. Ablam, babam ben açıldık ta açıldık.
                                                             Kıyıda yürüyüşler yaptık.
Babam her sabah 5.30 da kalkar, hazırlanır, 5.45 de yürüyüşe çıkar. Gümüldür sahilinden Denizatı'na kadar yürür. Geri dönüşünde arkadaşları yürüyüşe yeni başlamış olur. Elinde kocaman bir sopa saldıran köpeklere karşı korunma aracı.7.30 da eve gelir. Sporu bununla bitmez evdede gün içinde esneme hareketleri yapar.Akşam yemeğinden sonra mutlaka kıyıdaki spor aletlerinin her birinde 200 kez çalışacaktır. Çok çalışkandır. Bir iş veya problem varsa çözmeden rahat edemez. Maşallah babama. Babam çok iyi bir insandır, bir tek anneme karşı çenesi çok çıkıyor. o da öyle gördüğünden. Kılıbık demesinler diye herhalde.
  Gümüldür denizinin üstüne deniz tanımam. Denizin temizliği, kaya veya yosun olmaması, derinliğinin bize göre iyi olması sevdiriyor burayı.
 Yemekler ablamdan bulaşıklar benden. Ablam hemen şunu şunu yapalım deyip aparıyor yemeği hazırlıyor.
Yukarıda ki tabakta 'hiçbir şey yok ne yapsak' dedikten sonra çıkan ürün.
 Börekler annemden. Dönüş günü gelince baktım hamur karıyor. Zaten ayakta zor duruyor. Hamurun çoğunu poaça yapıp kalanından tava böreği yapmaya ikna ettim. Çünkü ayakta duramıyor. İlla oğluma börek yapıp gönderecekmiş. Bir tava böreğini getirdim, oğlum bayıla bayıla yedi. "Bu böreğin ayrı bir özelliği var" dedi. Sen böyle yapamıyorsun. Senin gül böreğin, babannemin altüst böreği, ananemin tava böreği güzel dedi.
Hadi annecim gülümse, gül biraz gül biraz diye diye annemi güldürüp resmini çektim.
Annemde babamla birlikte  Sümerbank Dokuma Fabrikası'nda çalışmış emekli olmuş çalışkan bir kadın. Aldığı maaş yetmezmiş gibi yemek arasında oya örerek satıp ev ekonomisine katkıda bulunmuş. Gençken öyle hızlı yürürdü ki  ben peşinden yetişemezdim. Şimdi destekle yürüyor. Çabuk yoruluyor.Yine de mutfak işini bırakmıyor. Canım annem benim.